.hatırlamak.
Seni ilk gördüğümde turistin biri seni konuşturmaya çalışıyordu. Araya ben girdim sonra ukalalık işte.
Seninle ilk kez Istanbul’un derin karmaşık caddelerinde kaybolduğumuz sırada konuştuk.
Her haftanın sana bürünmüş perşembelerini bekler oldum ya sonra ben. Her gece gelip bana hey diyeceğini biliyordum. Sana masallar hazırlıyordum. Bakma çoğu o anki uydurmalarım.
Masallara alıştırdım ikimizide.
Istanbul’u karıştırdım işin içine. Ben aslında seni hiç dinlemedim sanırım.
Söz geçirebilseydim kendime, içinde adım attığun gül bahçelerini yaratmaz, sabahları senin uyanmanı beklemek için kapına kadar gelmez, seninle bu kentin uyanışını beklemezdim.
Bunların her biri sen nefes alıyorsun diye vardı.
Senin yaşadığın dünyayı bilemedim asla.
Sorgulamadım, üzmedim.
Sonra bahar ihanetleri gibi geldi haberlerin.
Bir başka tutku, başka nefesler.
Kayboldun ekinden biçilmiş kırların arasında.
öyle olağan, sıcak yaz günleri.
