.öyle kayıp.
öyle yalan ki yüzün, dökülüyor iliklerine doğru, dilinin üzerinde tadımlık bir öpücük gibi, benimsenmiş, ko-ca-man yalanlar.
sana bakabildiğim kadar gerçek gökyüzü, ay, aşk, ve sevişmek.
seninle sevişmek, kolay bir gece kadar unutkan ve garip olmazdı sanırım. öyle bırakırdım bir bedeni, soluğu kesilmiş… saçlarının arasından nefesim akardı, hınca hınç, sana dokunmanın keyfini, dipdiri ölümler gibi çıkarırdım.
ama sen o sahte perdenin arkasında, başka roller sürerken yüzüne, dişleri dökük, geçmişi solgun, ayyaş aşklarla oynadın. Sonbaharlar geçti, sen ağlarken öyle kayıpsız, ben başka bir kentte ıssız bedenler aradım, öyle hiçsiz, bencil ve hain.
seni özlediğim akşamlar, karanlıklara düşürdüm bu gürültülü sağnak yağmurları. sen gözlerine biraz yaş sürerken, anlamadın beyazla boyanmış hileli gülücükleri. Onlar güzeldi…sen güzeldin, sen kendine sahteydin.
sana, döküntü bir fotoğrafta rastaladım sonrasında… öyle yaşlı ve hüzünlü.
…kayıptık.

