.Bir Hayal Dunyasi.

Kategori Your Side

.hayaletin senin.

sonra öyle bir değişti ki dunya, ben siyah, ben masum, ben beyaz, ben gür…

yok olmuş tüm beleş sevişmeleri, dinini siktiğim huzursuz dünyanın kitabına yazdım. öyle öfkeli öyle düzembaz ve alçak ben… paranoyak, saçma ve bırakılmış ne varsa yüzüne attım karabasanımın.

ne sen ne bir başkası değiştirecek bunu. her kim mahkumsa bu çılgınlığa, bu açlığa, bu, bu aşksızlığa….sikiyim…

yarattiğim kocaman dünyalar sizin olsun.. senin olsun.. benim, bizim karalamak istedigimiz ciğliklar bugün ölmekte iken, akbabalar çocukları yerken, sen boynundan düşen incilere ağlarken adeletine koyduğum duygusuzlukları sana bırakıyorum.

hayali kurulan mösyöler, sizi siklemezken, serseri bir beceriksizin altına yattığında gözlerine bak… oyle kasvetli öyle boş öyle salak bir aşk için geber git… öyle bırakılsın, öyle hatırlansın ihanetin.

ne ben, ne bir başkası temizleyecek bu kan kokan tozları…gençliğini, saflığını, bir ahmak yüzünden, kandıracaksın. kendini, pişman ettiğin lafların içinde bulduktan sonra tek yapman gereken siktirip gitmek olacak bu kimlikten… yakışanda o olacak bu kibirli, salak çocukluğuna…

dut ağaçlarının ölümünü izlerken sen öyle sümüklü bir pencereden bakarken, ben geceye bulanacağım, yine… yeniden…

daha naif bi seks için uyuşturacaksın içinde ki seni…ufak kız… dünya bir kaltakken, sen zerresinde kaybolmuş ihaneti olacaksın…

şimdi saçlarını okyanusa, bana doğru savur… boktan rüzgarın ilhamına kapılmadan çek git sonra… bana bolca öfke bırakaraktan…

git.

.düş kırık.

faka basmış bir güne hazırlanıyor bedenin…
ruhun içinde bir yerlerde beni arıyor.
anlatmadığım hikayemiz hakkında yırtık boş kağıtlar atıyorum dalga kıranlara.

gozlerini boş bir kuytuya bıraktığında sevgilim, yağmurlar başlayacak benim adıma.
susturduğum şehre hitaben şafaklar bağrıcak pencerenden. Sızmış vaziyette ayılacaksın hayallerin bombok.

ayagına dolanmış geçmişten bahsedeceksin, sıkıştığında kalbini dinlediğin adama.
bitiremediğin mutluluklarını arayacaksın başka bedenlere sahip çıktığın derin gecelerde.
geceler.. derin olacaklar bir zıkkım gibi mıhlanmış yüreğine.

ah ben güzelim, birtanem, sevdiğim.
karma karışık bir rüyanın, rüya olduğunu kabullendiğimde buralarda olmayacağım.
kırpılmış aşkım üzerinde yeminler bırakmış notlar düşeceğim ismine.

biz ise sevdiğım, iki ayrılık olarak kalacağız mazimizde.
Yarım yamalak bir gülüş sadece… aşkım üzerine diz çöktüğüm embesil bir teslimdi satır sonunda.
dalgalı saçlarını, çekik gözlerini, içten içe kendini özgür kıldığın edanı, benliğini..nefesini tatlım…
son bir nefes daha çekerek söndüreceğim, iğne uçlu kalemlerimde…

.düş.

şimdi mesela anımsamak istediğin bir düşten, düşüyorsun.
içinde karanlık yok, pus yok. perdeler gibi hissediyorsun rüzgarı. yanaklarından akıyorlar.
kıpkırmızı yanakların, pamuk şekerler yapışmış burnun ve dudaklarına…gülüyorsun atlı karıncalar diyarında.

tatlı bir koku gibi ruhun. seni sevmediğim her mevsim ölüyor. mevsimlere bulanıyorsun kahkahaların, hayallerimden de güzel, derin.
kopuyorum. her uçurumdan atladığımda, tekrar ve tekrar, ölmeyi beceriyorum üflenmiş mumlar gibi hafif.

oysa biten rüya, senin bulutlara bakıp gülümsemen gibi, beni bildiğin, gördüğün, sevdiğin gibi.

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 98 other followers