.hayaletin senin.
sonra öyle bir değişti ki dunya, ben siyah, ben masum, ben beyaz, ben gür…
yok olmuş tüm beleş sevişmeleri, dinini siktiğim huzursuz dünyanın kitabına yazdım. öyle öfkeli öyle düzembaz ve alçak ben… paranoyak, saçma ve bırakılmış ne varsa yüzüne attım karabasanımın.
ne sen ne bir başkası değiştirecek bunu. her kim mahkumsa bu çılgınlığa, bu açlığa, bu, bu aşksızlığa….sikiyim…
yarattiğim kocaman dünyalar sizin olsun.. senin olsun.. benim, bizim karalamak istedigimiz ciğliklar bugün ölmekte iken, akbabalar çocukları yerken, sen boynundan düşen incilere ağlarken adeletine koyduğum duygusuzlukları sana bırakıyorum.
hayali kurulan mösyöler, sizi siklemezken, serseri bir beceriksizin altına yattığında gözlerine bak… oyle kasvetli öyle boş öyle salak bir aşk için geber git… öyle bırakılsın, öyle hatırlansın ihanetin.
ne ben, ne bir başkası temizleyecek bu kan kokan tozları…gençliğini, saflığını, bir ahmak yüzünden, kandıracaksın. kendini, pişman ettiğin lafların içinde bulduktan sonra tek yapman gereken siktirip gitmek olacak bu kimlikten… yakışanda o olacak bu kibirli, salak çocukluğuna…
dut ağaçlarının ölümünü izlerken sen öyle sümüklü bir pencereden bakarken, ben geceye bulanacağım, yine… yeniden…
daha naif bi seks için uyuşturacaksın içinde ki seni…ufak kız… dünya bir kaltakken, sen zerresinde kaybolmuş ihaneti olacaksın…
şimdi saçlarını okyanusa, bana doğru savur… boktan rüzgarın ilhamına kapılmadan çek git sonra… bana bolca öfke bırakaraktan…
git.
