.Bir Hayal Dunyasi.

.başka.

Hikaye öyle başlar.

Gölgesinde en son oturduğun ağaç hangisiydi hatırlar mısın ?

Hangi bahardan dökülmüş yapraklar  kandırmış ki seni ?

Rıhtım rüzgarlarında kaybolmuş mavi gece için bir dakikalık nefes istiyorum.

Öfke, ağırdan alınan bir şafak kadar sessiz ve ben yıldızları görebiliyorum.

Ben seni özledim en çok.

Naifliğini, ürkmelerini, çekingen ve hain gülümsemelerini.

Şimdi ise baharlardan uzak kaldık be güzelim.

Dupduru kentin soğuk ücralarında koştururken sen, benliğimi kalem ve kelamla döküyorum.

Ben en çok seni özlüyorum, buruşuk gün sökümlerinde.

Öyle yoktan, öyle  alacaklı….

.Ankara.

28 Aralık 2011

Ankara – Mamak

Nasıl başlanır ki ? Burada rüya yok. Öyle iple çektiğin günler, her sabah içtiğin kahve, ayaza karşı pencereden bakmak… yok.

Herşey dümdüz. Seni görerek uyandığım sabahlar, ters kabuslar gibi.

Burada tek sevebiliğim, kara gömülmüş çam ağaçları.

Koğuş diplerinden uyanan erken sabahlar kadar vahim zaman.

Sana  doladığım cümleler kayıp.

İzdırap ayazlar, dağların tepesine sinmiş buz bulutları, her şey ızdırap.

Tek kaçış yolum seni düşünmek bazen.

Vakit yavaş bir hain.

ve… üşüyorum.

 

 

.vakit.

Seni göremeden gidemezdim.

Narin tutkularını bilmeden, sana dokunamadan, sarhoş olmadan, düşünemeden gidemezdim.

Kış üzümlerinden bozma şiirler yaz kızım.

Telaşlı heveslerinden duvarlar kur.

Siyah beyaz makyajlara bürün, dans et tutam tutam düşler için.

Terk vakti.

Herşey durmuş gibi. Nefesleriniz, kıştan örülme üşüyüşleriniz, seçtiğiniz aşklar, kırık geceler…

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 98 other followers